
Köylülerden Gübretaş’a Maden Tepkisi Büyüyor: “Toprağımızı ve Geleceğimizi Korumak İstiyoruz”
Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Bozcaarmut köyünde, Gübretaş tarafından yürütülen altın arama sondaj çalışmalarına yönelik tepkiler her geçen gün artarak büyüyor. Başlangıçta yalnızca Bozcaarmut köyü sakinlerinin dile getirdiği endişeler, artık çevre köylerin de sürece dahil olmasıyla bölgesel bir harekete dönüşmüş durumda.
Son olarak Kınık ve Alınca köyü sakinleri, bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bugüne kadar kendilerine herhangi bir resmi bilgilendirme yapılmadığını belirterek firmaya tepki gösterdi. Köylüler, Bozcaarmut ile aralarında yaklaşık 8 kilometre mesafe bulunmasına rağmen planlanan madencilik faaliyetlerinin yalnızca tek bir köyü değil, tüm havzayı etkileyebileceğini ifade etti.
“Sadece Bir Maden Değil, Bir Yaşam Alanı Meselesi”
Vatandaşlar, “Toprağımızı, suyumuzu ve geleceğimizi riske atmayın” diyerek bölgelerinde altın madeni istemediklerini açık bir şekilde dile getiriyor. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, özellikle verimli tarım arazilerinin zarar görebileceği ve hayvancılığın sürdürülemez hale gelebileceği konusunda kaygılı.
Uzmanların ve çevre örgütlerinin raporlarına göre altın madenciliği faaliyetleri, yalnızca kazı yapılan alanla sınırlı kalmıyor; geniş bir ekosistemi etkileyebiliyor. Köylüler de bu nedenle uzun vadeli çevresel sonuçlara dikkat çekiyor.
Altın Madenciliğinin Olası Çevresel Etkileri
Bölge halkının en büyük endişeleri arasında şu riskler yer alıyor:
Yeraltı ve yüzey su kaynaklarının kirlenmesi: Altın çıkarımında kullanılan kimyasalların (özellikle siyanür ve ağır metaller) su kaynaklarına karışması durumunda içme suyu ve sulama kaynakları ciddi tehlike altına girebilir.
Toprak verimliliğinin azalması: Kimyasal sızıntılar ve ağır metal birikimi, tarım arazilerinin uzun yıllar kullanılamaz hale gelmesine neden olabilir.
Orman ve doğal yaşam alanlarının tahribi: Sondaj ve olası açık ocak madenciliği, ağaç kesimleri ve habitat kaybına yol açarak bölgedeki biyolojik çeşitliliği azaltabilir.
Toz ve hava kirliliği: Patlatmalar ve kazı faaliyetleri sonucu oluşan yoğun toz, hem insan sağlığını hem de tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilir.
Gürültü ve titreşim etkisi: Sürekli makine çalışması ve patlatmalar, köy yaşamını zorlaştırırken hayvanların doğal davranışlarını da değiştirebilir.
Su rejiminin değişmesi: Yeraltı su seviyelerinde düşüş yaşanması, kuyuların kurumasına ve tarımsal sulama sorunlarına yol açabilir.
Atık depolama riskleri: Maden atık barajlarında oluşabilecek sızıntı veya çökme ihtimali, geniş alanlarda kalıcı çevre felaketlerine neden olabilir.
Uzun vadeli ekolojik hasar: Maden faaliyetleri sona erse bile doğanın eski haline dönmesi onlarca yıl sürebilir.
Belgesel Sonrası Ortak Bilinç Oluştu
Köylüler, kendi imkânlarıyla TEMA Vakfı tarafından hazırlanan altın madenciliği belgeselini izleyerek sürecin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi oldu. Belgeselin ardından köyde çevre konusunda farkındalık artarken, vatandaşların daha örgütlü ve bilinçli bir şekilde hareket etmeye başladığı gözlendi.
Kınık köyü sakinlerinden, İstanbul’da yaşayan Öğretim Görevlisi Mimar Didem Baran da köye gelerek vatandaşlara belgesel ve madenciliğin olası etkileri hakkında bilgi verdi. Baran, altın madenciliğinin kısa vadeli ekonomik kazanımlar sağlasa da uzun vadede çevresel maliyetlerinin çok daha ağır olabileceğine dikkat çekti.
Köylüler Yetkililere Sesleniyor
Bölge halkı, süreç hakkında şeffaf bilgilendirme yapılmasını, çevresel etki değerlendirmelerinin açık şekilde paylaşılmasını ve köylerin görüşlerinin dikkate alınmasını talep ediyor. Vatandaşlar, “Geçim kaynağımız olan toprağı kaybedersek geri dönüşü olmaz” diyerek yetkililerden doğayı ve kırsal yaşamı koruyacak kararlar alınmasını istiyor.
Artan tepkilerle birlikte Bozcaarmut ve çevre köylerdeki gelişmelerin önümüzdeki günlerde daha geniş katılımlı toplantı ve açıklamalarla devam etmesi bekleniyor.













